Sağlık
Kolit Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir? 18.09.2018

 

Kolit, kalın bağırsağın iltihaplanması ile karakterize edilen bir sindirim sistemi hastalığıdır.
Kolit kelimesi, Latince'ye "colon" olarak geçen, bağırsak anlamındaki Yunanca "kolon" kelimesinden ve iltihap anlamındaki Yunanca ekinden türemiştir. Ülseratif kolit aslen stres kaynaklı bir hastalıktır. Tespit edilmiş kesin bir tedavisi yoktur. Kullanılan ilaçlar sadece hastalığın ilerlemesini önlemeye yöneliktir. Ömür boyu düzenli ilaç kullanmayı gerektirir. Dikkat edilmezse ileri safhası kolon kanseri olabilir.

kolit yaşam boyu sürebilirken, bazıların da henüz başlangıç seviyesinde ve geçici bir enflamasyondur.  Bu nedenle, kolitin erken teşhis edilmesi ve gerekli tedavinin uygulanması hastalığın seyrinde önemli bir yer tutmaktadır. 

Belirtiler benzer olabilse de, kolitin tipi diğerine benzer olmayabilmektedir. Bu nedenle, belirli bir kolit türü için uygun tedavi kararlarını vermede doktorları dinlemek, soru sormak ve vücudun içinde neler olduğunu anlamak son derece önemlidir.
Kolit genellikle başka bir sağlık sorununun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Belirtiler çok şiddetli olduğunda teşhis yapılmaktadır. Genellikle doktor, belirtilerin kontrol altına alınması için kolitin tipini, ilk nedenini ve gerekli tedavinin kapsamını belirlemek isteyecektir. 

En Yaygın Olan Kolit Türlerini Şöyle Sıralamak Mümkündür:



  • İnflamatuar bağırsak hastalığı koliti (Crohn hastalığı veya ülseratif kolit)


  • Mikroskopik kolit


  • Kimyasal kolit


  • İskemik kolit


  • Bulaşıcı kolit (enfeksiyonlardan kaynaklanan gıda zehirlenmesi ve parazitler veya bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar)


  • İlaçların neden olduğu kolit 

En yaygın tipi olan ülseratif kolit, kalın bağırsağın (kolon) ve rektumun en içteki astarını etkilemektedir. Belirtiler genellikle birdenbire değil, zamanla gelişme eğilimi göstermektedir.
Ülseratif kolit, kişiyi oldukça yorgun ve zayıf bir hale getirebilmektedir, diğer yandan da, bazı durumlarda yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır, ancak bununla birlikte uygulanan tedavi, hastalığın seyrini ve belirtilerini önemli ölçüde azaltabilmektedir. Uygulanan uygun tedavi sonucunda uzun süreli remisyon (kronik bir hastalığın artık belirti göstermemesi durumu) bile sağlanabilmektedir.

Kolit Nedenleri Nelerdir?

Virüsler ve Bakteriler: virüsler ve bakteriler kalın bağırsak enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Çoğu yiyecek kaynaklı hastalıklar ya da gıda zehirlenmesidir. Gıda kaynaklı enfeksiyonların sık karşılaşılan bakteri nedenleri arasında Shigella, E Coli, Salmonella ve Campylobacter bulunmaktadır. Bu enfeksiyonlar kanlı ishale ve ciddi dehidrasyona yol açabilmektedir. 

Parazitler: Giardia gibi parazit enfeksiyonları ciddi ishale neden olmaktadır. Enfekte su içildiğinde, parazit vücuda girmektedir. Nehirler, göller ve yüzme havuzları gibi sularda bulunmaktadır.

Psödomembranöz Kolit: psödomembranöz kolit, Clostridium difficile (C. difficile) bakterilerinden kaynaklanmaktadır. Bu bozukluk, yakın zamanda bir enfeksiyon için antibiyotik kullanan veya hastaneye başvuran hastalarda görülmektedir.
Antibiyotik, kolondaki (kalın bağırsak) normal bakterileri değiştirerek sindirime yardımcı olur ve Clostridium bakterilerinin aşırı büyümesine yol açar. Clostridium bakterileri ishale neden olan toksinler üretir. Bu bir enfeksiyondur ve genellikle ateş de yaşanmaktadır. Diyare genellikle kanlı değildir. 

İskemik (Kan Akışı Eksikliği) Kolit

Kalın bağırsağa kan temini sağlayan arterler tıpkı vücuttaki bulunan diğer arterlere benzemektedir. Ateroskleroz nedeniyle daralma riskleri bulunmaktadır. Bu arterler daraldıklarında, kalın bağırsaktaki kan dolaşımını kaybedebilir ve iltihaplanabilir.
Kalındaki kan akışı diğer nedenlerle de kaybedilebilmektedir. Kalın bağırsağa kan akışını etkileyen fıtıklar buna bir örnek olabilmektedir.
Kalın bağırsağındaki kan akışında azalma riski bulunan bireylerde, kan basıncı düşerse iskemik kolit ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, dehidrasyon (sıvı kaybı), anemi veya şok nedeniyle olabilmektedir.
İskemi veya kan temininin eksikliği önemli ağrı, ateş ve kanlı bağırsak hareketlerine neden olabilmektedir.
Kan pıhtıları ayrıca bir arterin tıkanması ve bağırsaktaki kan akışının azalmasına neden olan emboliye de yol açabilmektedir. Bir kalp ritmi bozukluğu olan atriyal fibrilasyonu olan kişilerin kalbinde küçük pıhtılar oluşma riski bulunmaktadır ve bu da bağırsağa giden kanı bloke edebilmektedir. 

İnflamatuvar Bağırsak Hastalığı ve Kolit

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olmak üzere iki çeşit iltihaplı bağırsak hastalığı bulunmaktadır.

Ülseratif Kolit: Ülseratif kolitin, bağışıklık sisteminin kalın bağırsağa saldırdığı ve inflamasyona neden olduğu otoimmün hastalık olduğu düşünülmektedir. Ülseratif kolit rektumda başlamakta ve yavaş yavaş kalın bağırsağa yayılmaktadır. Belirtileri karın ağrısı ve kanlı bağırsak hareketlerini içermektedir.

Crohn Hastalığı: crohn hastalığı, küçük ve kalın bağırsaktan tüm rektum ve anüs yoluna kadar ağız, yemek borusu ve karın gibi sindirim sisteminin herhangi bir yerini etkileyebilmektedir. 

Mikroskopik Kolitler

Kollajen kolit ve lenfositik kolit bir diğer iki kolon iltihabı hastalığıdır. Bu hastalıklar, bağırsak duvarının, kollajen ya da lenfositler nedeniyle tıkanması sonucu iltihaplanmasıyla meydana gelmektedir. Sulu ve kanlı olmayan ishal en yaygın belirtisidir.
Mikroskopik kolitler genellikle yaşlı kadınlarda daha sık görülen nadir bir hastalıklardır. Nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir, ancak otoimmün bir neden sonucu oluştuğu düşünülmektedir. 

Kolit Belirtileri Nelerdir?



  • Yorgunluk


  • Zayıflık


  • Genel olarak hasta hissetme


  • Kilo kaybı


  • İştah kaybı


  • Karın şişmesi


  • Ağrılı ve şişmiş eklemler (artrit)


  • Ağız ülserleri


  • Ağrılı, kırmızı ve şişmiş cilt alanları


  • Tahriş olmuş ve kızarmış gözler


  • Nefes darlığı


  • Hızlı veya düzensiz bir kalp atışı


  • Yüksek sıcaklık (ateş)


  • Dışkıdaki kanın daha da belirginleşmesi


  • Diyare nedeniyle dehidrasyon veya sıvı kaybı


  • Bağırsaklarda kanamalara ve ağrılara neden olan ülserler (ülser bağırsak duvarı boyunca ilerlediğinde delinme meydana gelir)


  • Ülser kaynaklı iç kanama nedeniyle anemi veya düşük sayıda kırmızı kan hücreleri (anemi aşırı yorgunluğa da neden olabilir)


  • Göbek ve çevresinden aşırı şişkinlik


  • Kilo kaybı


  • Büyümenin yavaşlaması veya ergenliğin gecikmesi (buna, iltihaplanma veya hormonların işlevine müdahale eden steroidler gibi ilaçlar ya da kolit olan çocukların daha az iştahlı olması ve daha az yemek yemesi neden olabilmektedir)


  • Kolit hastalığı 10 yıldan fazla olan insanlarda kolon kanseri riski artabilmektedir.


  • Eklem iltihabı ya da artrit


  • Cilt problemleri (eritema nodozum, piyoderma gangrenozum veya sedef hastalığı)


  • Gözlerin iltihaplanması (üveit)


  • Ağız yanması


  • Böbrek taşı


  • Safra taşları


  • Karaciğer veya safra kanalları ile ilgili sorunlar


  • Anksiyete bozuklukları


  • Depresyon


  • Nadiren kan pıhtıları 


Kolit Tedavisi Nasıl Yapılır?

İlaçla Tedavi

5-aminosalisilik ilaçlar, kortikosteroidler, immünosüpresif ajanlar, antibiyotikler de dâhil olmak üzere çeşitli ilaçlar bağırsak dokusunun iltihaplanmasını azaltmaya ve belirtileri hafifletmeye yardımcı olmaktadır.

5-Aminosalisilik Asit (5-ASA): Sülfasalazin, ülseratif kolit için kullanılan tedavilerden biridir. Sülfa içerdiği nedeniyle bu ilacı almadan önce sülfa alerjisine sahip olup olmadığınızı doktorunuza bildirin. Böylece doktorunuz sülfa içermeyen 5-ASA reçete edebilir.

Kortikosteroidler: 5-ASA etkisiz olduğunda antiinflamatuar ilaçlar kullanılabilir. Kortikosteroidler aynı zamanda daha ağır hastalığı olan insanlar için de kullanılmaktadır. Kortikosteroidlerin kullanımı, yan etkiler ve uzun vadeli komplikasyonların potansiyeli nedeniyle sınırlıdır. Genel olarak, kortikosteroidler kısa bir süre remisyona (belirtilerin durdurulması) neden olmak için kullanılır. Remisyon, 5-ASA ilaçla sürdürülür.

İmmünosüpresifler: Kortikosteroidler veya 5-ASA etkili değilse, 6-merkaptopurin (6-MP) veya azatioprin gibi immünosüpresifler reçete edilebilir. 

Antibiyotikler: Fazla ishalden kaynaklanan su kaybı durumunda serum yöntemiyle hastanın tedavi altına alınması gerekebilir. Ağrı ve diyareyi azaltmak için ilaçlar da verilebilir. Enfeksiyon kolonda mevcutsa antibiyotik reçete edilebilir.

Anemi İlaçları ya da Kan Nakli: Rektumdan uzun süre kan kaybı, anemiye neden olabilir. Anemi düzeltmek ve nüksetmesini önlemek için demir tabletleri reçete edilebilir. Ciddi kan kaybı vakalarında kan nakli gerekebilir. 

Kolit Ameliyatı

İlacın ve destekleyici tedavinin durumu kontrol altına alamadığı veya ilaçların yan etkilerinin kabul edilemeyeceği şiddetli vakalarda cerrahi gerekebilir. Ülseratif kolit tedavisinde üç temel cerrahi teknik kullanılmaktadır:



  • Toplam proktokolektomi ve ileostomi


  • Alt toplam kolektomi ve ileo rektal anastomoz


  • İleoanal anastomoz 

Stresi Azaltma

Stres, tam olarak ülseratif kolitlere neden olmasa da, bazı insanlarda kolit belirtilerini kötüleştirebilmektedir. Stresin azaltılmasına yönelik teknikler geliştirme durumu iyileştirmede yardımcı olabilir.

Diyet

Ülseratif kolit tedavisinde spesifik bir diyetin duruma tamamen yardımcı olacağı ile ilgili bir kanıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bazı gıdalar bazı insanlardaki belirtileri kötüleştirebilir. Bir yiyecek günlüğü tutmak, hangi gıdaların sorunlu olduğunu belirlemede yararlı olabilir. Belirledikten sonra, patlamalar sırasında bu gıdalardan kaçınılmalıdır. Demir ve kalsiyum gibi vitamin ve mineral takviyelerin de diyetlere eklenmesi önerilebilir.

Alternatif Terapiler

Bazı kolit hastaları masaj, yoga, akupunktur ve naturopati gibi terapilerin durumlarını yönetmelerine yardımcı olduğunu düşünmektedir. Bunları başlamadan önce doktorla görüşmeniz önerilmektedir.

Kolite İyi Gelen Yiyecekler Nelerdir?

C Vitamini

Ülseratif kolit hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılayarak, bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskini artırırlar. Tedavi sırasında, bağışıklığı güçlendirmek bakımından C vitamini alımı çok önemlidir. Çiğ sebze ve meyve yemek bağırsak faaliyetlerini artıracağı için rahatsızlık verebilir. Hangi besinlerden C vitamini alabileceğinizi doktorunuzla konuşmalısınız.

Kızılcık

Vitamin ve mineraller bakımından oldukça zengin bir bitki olan kızılcık, antioksidan etkisiyle de bağışıklık sistemi üzerinde çok olumlu etkiler gösterir. Antioksidan etkisi aynı zamanda vücutta iltihaplanmaları engellemesini de sağlar. Kabuğunun ateş düşürücü ve ishal kesici etkileri olduğu bilinmektedir.

Meyveler

Bağışıklık sistemini güçlendirecek meyveleri mutlaka tüketmek gerekir. Bununla birlikte, bağırsakları irite edecek ekşi meyve ve meyve suları, kurutulmuş meyveler şikayetleri artırır. Kabuklu olanların kabuğu soyulmalıdır. Muz, kiraz, çekirdeksiz kırmızı üzüm, şeftali, ülseratif kolit hastalarının rahatlıkla tüketebileceği meyvelerdir. Kavun ve karpuz ise şikayetleri artırır.

Sebzeler

İyi pişmiş olmak şartıyla, havuç, bezelye, taze fasulye, semizotu, bamya, patates yenebilir. Haşlama ya fa fırında pişmeli, asla kızartılmamalıdırlar. Sarımsak, şikayetlerin artmasına sebep olur.

Süpürge Otu Tohumu

En çok ürtiker hastalığı tedavisine yardımcı olması için kullanılan süpürge otu tohumu, ishali kesme özelliği ile, ülseratif kolit hastalığında da yardımcıdır. Kas kramplarını gidermekte de yararlı olduğu bilinmektedir. 1 çay kaşığı süpürge tohumu havanda ezilir, yemeklerden yarım saat önce bir miktar suyla birlikte yutulur. 3 aydan uzun kullanılmamalıdır.

Melisa Çayı

Orta çağdan beri, böcek ısırmalarına karşı kullanılan melisa bitkisi, gaz giderici etkisi sayesinde ülseratif kolit hastalarında da rahatlık sağlar. Mide rahatsızlıkları ve sindirim sorunlarında da kullanılır. Kaynamakta olan 1 bardak suya, 1 tatlı kaşığı melisa bitkisi atılır ve 5 dakika kaynatılır. Ilık olarak, her gün kahvaltıdan 1 saat sonra içilir. 3 aydan uzun kullanım önerilmez.

Lifli Besinler

Hemen her diyette “bolca tüketin” diye tavsiye edilen lifli gıdalar, ülseratif kolit söz konusu olduğunda, aranıza mesafe koymanız gereken besinler arasında sayılıyor. İshali tetikleyeceği ve bağırsak hareketliliğini artıracağı için, özellikle hastalığın aktif döneminde çiğ sebze ve meyve yemekten kaçının. Lifli gıdaları beslenmenizden tamamen çıkarmak yerine, iyice pişirerek tüketmek, meyvelerin kabuklarını soymak da bir alternatif olabilir. Lifli gıdalarla ilgili uymanız gereken kuralları, mutlaka tedavinizi yürüten doktorunuzla görüşmelisiniz.

Protein İçeren Besinler

Ülseratif kolit tedavisinde kullanılan kortikosteroid ilaçların yan etkilerinden korunmak için mutlaka, protein içeriği zengin gıdalar tüketilmeli. Hastalığın aktif döneminde sıkı bir diyet uygulamak, bağırsakları yormamak adına yemeği azaltmak çok da doğru bir davranış değildir. Başta proteinler olmak üzere, iltihapla mücadelede vücudumuzun ihtiyacı olan tüm besinleri dengeli bir biçimde tüketmek gerekir.  Hayvansal protein kaynağı olan, et, balık ve tavuk gibi besinleri tüketirken, pişirme yöntemi önemlidir. Haşlama, ızgara ya da fırında pişirme tercih edilmeli, kızartmadan uzak durmalıdır. Yumurta da haşlanmış şekilde tüketilmelidir.

Kuru Karanfil 

Öğütülerek yemeklerde ve tatlılarda baharat olarak kullanılan karanfil, ağız kokusunu gidermek ve diş ağrılarını geçirmek için de sık sık baş vurulan bir bitkidir. Ülseratif kolit hastalığının başlangıcında çokça karşılaşılan ishalin ve buna bağlı olarak ortaya çıkan karın ağrısının tedavisinde çok etkilidir. Yemeklerden 15 dakika önce 5-6 tane kuru karanfil ortadan kırılarak, biraz suyla birlikte yutulursa, dışkılama sayısında azalma görülür. Bir hafta içinde istenen iyileşme sağlanmazsa, kullanıma son verilmelidir.
Ülseratif kolitte esas olan ilaç tedavisi ve sakin bir hayat sürmektir. Sigaradan, asitli içeceklerden, baharatlardan ve stresten uzak durun.Hareketli bir  yaşam tarzı benimseyin. Hastalığın başlangıcında, her gün yediklerinizi ve hangilerinin şikayetlerinizi artırdığını hangilerinin azalttığını ya da tamamen ortadan kaldırdığını, bir kenara not edin. Böylece zaman içinde kendi beslenme şemanızı oluşturmuş olursunuz. Doktorunuzun uygulayacağı tedavi ve kendi beslenme planınızla, şikayetlerinizi en aza indirip, rahat bir yaşam sürebilirsiniz.

Benzer Yazılar